1. 13:31 3rd Apr 2014

    Notes: 1

    Anonymous asked: Başlamak giderek zorlaşıyor bugünlerde. Yaralarım, yazdığın zamanlardan kalma. Az önce okudum, eskimiş içimi ferahlatayım diye. Eskimiş içim, hafif geldi hissizliğime. Dayanamadı. Sen de hissediyor musun? Bir şeyler değişiyor. Birileri gidiyor. Bugünlerde inanacak tek bir his yok. Birileri geliyor. Ama hissizlik... Ah, ne zormuş bunca eskimek. Oysa kana kana sevmek isterdim, senin yazılarını okumaya başladığımdan beri. İki yıldır seni okuyorum. Sen, bunu hissetmeyi bırakma olur mu? İyi ki varsın

    İç içe gelmiş renkler vardı. Hiçbir şeyim yoktu, umuttan başka. Umut, şimdi sahip olduğum şeylerin dolduramadığı kadar görkemliydi. Eski, yok oldu. Eski olarak kalsa her tarafımızı hissizlik sarmazdı.

    Yalnızlık, ıssızlığın bir üst kalabalığı. Eskiden yalnızdık; şimdi ıssızız. Ben beni bu şekilde hissedebiliyorsan yalnızlığa yükselirim.

    Teşekkür ederim. Sen de iyi ki varsın.

     
  2. 00:13 28th Dec 2013

    Notes: 1

    Anonymous asked: Seni çok özlüyoruz, bilesin.

    ben daha çok:)

     
  3. 00:12

    Notes: 4

    Bağla saçlarımı gitarına. O teller kopacak gibi. Beni bağlayamadığın gibi, koparma şimdi, onları da.

    Hadi sabırdan söz açalım. Şu peçeteyi biraz ağlatalım. Kahve olmuş üstün başın. Gözyaşı öyle örtülmez. Herkesi inandırabilirsin; beni kandıramazsın. Görmüş geçirmişliğimden değil; boşvermişliğimden. Şu peçetelere biraz umursamazlık katlayalım.

    Ben yürümeyi bilirim; sen, sokak adlarını. Benimle adım atar gibi yapar da, sokak adlarından tekerleme yaratırsın. Özür istemiyorum senden. Anlattıklarım yanıma kalsın.

    Artık sözsüzüm. Sen, minibüs camlarının yanılttığı silüetlersin. Temiz hava aramak gibisin: “olur da belki bulunur”. Tanışmadıklarımdan daha az vardın.

    Yokluğun yanıma kalsın.

     
  4. 00:23 27th Dec 2013

    Notes: 1

    - Herkes aynı mı çeker aşk acısını?

     
  5. 01:31 29th Oct 2013

    Notes: 12

    Eski zamanların bu kadar uzaklaşacağı aklıma gelmezdi. Aynı gözlerle, aynı hüzünlü sarmalayışla değeceğimizi düşünürdüm. Eskidikçe yabancılaşıyor insan, anılarından bile. Eskiyen dostları olmuyor, yalnızca. Eskisi bile eskiyor.

    Bir kere bırakıp gidince değişiyor her şey. Kızıl günbatımlarına kayıtsız bir nihayeti oluyor duygusallığımızın. Uzun suskunluklar ve "Sana söylediklerim sessizliği bozmak için. Aslında kafamda başka şeyler düşünüyorum." gürültüleri olgunlaşıyor. Kopuk dokunuşlar atıyor kalp; sarılmalar hep yorgun.

    Oysa bir zil sesi mesafesiydi dörtnala heyecanlarımız. Bir sesin burukluğunda aramak pişmanlığı; ve tahminler sarkıtmak üstü kapalı cümlelere. Dostluklar, hep birlikte ağlamak üzerine. "Ben doydum, sen ye." dostluklarıydı.

    Ben hem kayıptayım; hem kendisiyim kayıbın. Bedbahtım ucu bucağını kaybettiğim kırgınlık içinde. Ayıbım. İnsan kaybetmeyi solluyormuş, hislerini kaybetmek. El sallıyorum arkasından hepsinin. Bu da benim ayıbım.

    Seni biliyorum elbette. Hangimiz adını unutacağız; afiş afişsin- anılar bin parça! Bilincimde sana da bir köşe verdim. Bir ayna. Sildim seni boylu boyunca. Yokluğun tertemiz etti bizi: "Ben yokum. Ve artık sen de."

    İlkbaharın renkleri, çiğ taneleri, paketimdeki son sigara, soğuğu rüzgarın, cennete meyledişim! Nereye götürdünüz parçalarımı; işaret ettiğim ilk çocuk, göz kırpmadığım güneş? Nasıl gittiniz ki-götürmeden yapamadınız bunu?

    O kadar ki dostlarım!

    Gülseniz çocukluğum geri gelecek.

     
  6. 00:23 25th Oct 2013

    Notes: 5

    Hepimiz peşindeyiz yalnız ve yalnızca, bizi bütün kusurlara kör eden insanın. 

    Defteri sağ elinde olanlardan değilim belki. Ben bir melek değilim, sen de bir aziz değilsin. Ve namükemmelliğin mümkün kıldığı en mükemmel olanız. 

    Kahve kupası elinde kırılanlardanım. Sigara külünü sirkelemekten pantolonundan, sigaranın tadını alamayanım. Karşıdan karşıya geçerken, önce sağa ve sonra yine sağa bakarım. Fark eder mi?

    Arkasındayız sonsuza dek aslında, bize huzur veren o insanın. Dikenli hediyeler sunan tüm sahteliklere rağmen.

    Denizli şehirler soğuk kokar. Kenarından gitmek lazım, en güzel manzarasıdır. Kenar kenar dolaşıp aşkları; buz gibi kalmak ortasında bir şehrin- herkese yazılmış ortak bir yazgı mıdır? Sonu olan şeylere başlamak, bile bile lades değil midir?

    Önün arkan sağın solun deniz. Ebe ve sobesin.

    Sen hayatın boyunca yalnızsın.

     
  7. 01:55 20th Sep 2013

    Notes: 6

    Plays: 146

    Sensiz tarafları diken diken bir hayat.

    Bayat, zehirli… Sensizken ben, hayatın kabul edemediği ameliyatlı organıyım.

    Beni, sana tükürdü nihayetinde.

    Soluk alınacak yumuşak omuzlar. Ağlanacak, otobüs terminallerinde. Akıtılacak çok gözyaşı var. Hepsi senin için olsun; ne çıkar?

    Sigarayı ateşsiz çektim içime. Otobüslerle uzaklaşıp senden, özlemek gibi seni. Ortasından kırdım. Burada beni yanlış anlayacak insanlar yok. Anlayışlarını umursayacağım insanlar yok esasında. Garson!

    Biri sigaramı kırmış.

    Değmediğini mi fısıldamışım. Bir tanem, elbette yalan söyleyeceğim. Ağlatma diyeceğim sana, değmez! Çünkü ben nihayetinde sana değeceği sırrına uyanacağım.

    Ne ara bunca korkmuşum? Ne ara bir kahve molası veremez olmuşum seni düşünmeye? Sol kolun uzaksa, sol taraflarımı tırmalamış. Tehlikeli sevilmeleri kim öğretmiş sana? Ve beni alet etmiş.

    Mesafeler beni metrelere bölüyor. Sensiz düşünemeyen taraflarım, beni saçlarımdan çekiyor. Kesik sesim, kısık anılar koşuyor.

    Bebeğim artık bütün o dikenleri, nihayetim hırpalıyor.

     
  8. 23:41 10th Aug 2013

    Notes: 1

    sorunu saptamalı insan. kendini tanımalı. neresinde var oluyor o sorunun? bilmeli. kafasını kendinden atabilmeli. uzaktan bakabilmeli hayatına. neyin ona iyi geldiğini bilmeli. iyi gelmeyen şeylerle vakit kaybetmemeli. öyle kısa ve değersiz ki hayat; onu yaşamaya değer hale getirmeli.

    çantasını düzenlemesi gibi bir kadının; içindekileri çıkarıp sirkelemeli, sonra geri koyarken elemeli. öyle biriciğiz ki! kimse için çer çöp etmemeli. 

    insan nankördür, amaçlar değil. amaçlar insana söz vermez; insanlar verir. zaman nankördür. anılar nankördür. gelecek henüz gelmemişken, geçmiş çoktan bitmişken hiç önemli değildir aslında.

    Bu bir dostlara selam etme yazısıdır. Zahmet edip içimden geçen bu sözleri okuyan herkesi seviyorum. En yakın zamanda bir şeyler yazacağım. En içten özlemlerimle!

     
  9. Anonymous asked: Yazmaya devam ediyor musun hala? geride bıraktıkların sözünü tutmuyor olabilir.

    yazıyorum. geride bıraktıklarım? 

     
  10. 02:32 2nd Jul 2013

    Notes: 2

    “Gidecek halin yok diye mi kalıyorsun. Git lütfen.”, dedi. Piyano parlaklığını aratmayan perçemini itti, gözünden. “İlişki, aşka yapılan en kötü makyaj. Gidebilirsin.”

    Bir insan ancak bu kadar yalan emrederdi. Gözleri ancak bu kadar takılı olurdu, sallanıp duran bacağın gölgesine. Çünkü o tedirgin bacak gölgesi kalkarsa, biliyordu ki giderse, bacak da gidecek. Kollarının gideceği gerçeği vardı sonra; ve sevdiği tüm ifadelerin.

    Hayatın üstüne giderdi oldum olası. Çoğunun sahip olmadığı dertsiz başının bedelini böyle öderdi: Gelmeyen hayatın ayağına giderek.

    Bir insanın ancak bu kadar güzel burnu olabilirdi. Bu, ona, kokladıklarının dışında his uyandıran tüm duyularını reddetme hakkı vermişti: Güzel olan şeyler her açıdan güzeldi. Her ten yumuşaktı; ama sonsuza dek- hiç kopmadan dokunmak istemezdi kimse, kimseye. Sesler çok abartılıyordu; bazı sesler sadece telefondan güzeldi- bazısı eğitiliyordu. Sesler, yalancıydı. Tatların hepsi ise doyduktan sonra aynıydı!

    Koku, sadece onu seven için güzel; burnun izin verdiğince hep duyumsanmak istenen; hiç değişmeyen- belki bekledikçe yoğunlaşan ama özünü yitirmeyen ve hiçbir zaman doyulmayan- parmak izi gibi biricik olandı. Bunu bilirdi.

    Gölge hala oradaydı; belki burnunun bu açısını bırakamadığından- ama buradaydı. Önemli olan sadece saniyelerdi. Hayatta olduğu şu on yıllardan sonra, akıp giden ve ardından baktığı onca şeyin sonunda, kıymete değer tek şeyi yaşayacaktı: Onun, kokusunu seven bir kadın için kaldığı saniyeler. İlerde o saniyelerin bir kokusu olacak, çünkü. O saniyeler; gitarlı bir çocuğun uzun tırnağına bakarken, yolunu kesen sigara dumanında kokacak.

    Burun, “Her şey biter”, dedi. Gölge buruştu, kanadı.

    O, sevildiğinden hiç haberdar olmayacak olandı.